31 Temmuz 2013 Çarşamba

Koroner Kalp Hastalığı Nedir?

KORONER KALP HASTALIĞI

Kalbi besleyen damarların daralmasıyla meydana gelene ve gittikçe kalbin beslenmesini daha da güçleştiren bir hastalıktır. Koroner kalp hastalığı damar sertliği (ateroskleroz) sonucunda meydana gelen bir hastalıktır. Kalbe yeterli kan gitmez ve kalp kasları iyi çalışmaz. Bu hastalığın, kronik koroner hastalığı ve koroner kalp hastalığının akut durumları olmak üzere iki türü bulunur. Koroner kalp hastalığının akut durumları dediğimizde bunun içerisinde miyokard infarktüsü ve infarktüse kadar uzanmayan kararsız angina tabloları ortaya çıkmaktadır. Bunlara genel itibariyle halk arasında kalp krizi denilir. Kronik koroner kalp hastalığında ise kalpte bulunun damarların daralmasına bağlı olarak kalp yeterli şekilde beslenemez. Bu da efor harcanan fiziksel aktivitelerden sonra göğüste ağrı meydana getirir.

28 Temmuz 2013 Pazar

Kalp Hastaları Spor Yapabilir Mi?

KALP HASTALARI SPOR YAPABİLİR Mİ?

Spor, hasta olsun ya da olmasın herkesin hayatında olması gereken önemli bir aktivitedir. Sağlık açısından ilaç kadar önemlidir yürümek ve spor yapmak. Vücutta bulunan doğal hormonları ortaya çıkarmak için yürüyüş ve egzersiz çok önemli iki araçtır. Kalp hastaları açısından spor yapmayı değerlendirdiğimizde, kalbin taşıyacağı zorluğun ve hareketin türüne göre doğru ölçülerde yapıldığında spor kalp hastaları açısından faydalıdır. Ancak kalbin taşıyacağı yükün üzerinde ağır spor yapmak, kalp üzerinde olumsuz etki yaparak ciddi sağlık problemlerini ortaya çıkarabilir ve hatta kişinin kalp krizi geçirerek ölüme neden olabilir. Vücudumuzun ne kadar egzersizi kaldırabileceğini bir kardiyoloji uzmanına gidip muayene olarak öğrenebiliriz. Kardiyolog tarafından bir egzersiz programı verilerek bu program doğrultusunda spor yapabiliriz.

Her kalp için her egzersiz uygun değildir. Kardiyologlar tarafından bir takım test ve tetkikler yapılarak kalbin dayanıklılığı ölçülür. Bu veriler ışığında hastalar yönlendirilir. Hemen her kalp hastası için yapabileceği uygun bir egzersiz vardır. Bu yatalak bir hasta için bile geçerlidir. Ayaklarını ayak bileklerinden yattıkları yerden bir gaz pedalına basar gibi indirip kaldırarak egzersiz yapabilirler. En sağlıklı egzersiz türü, tempolu bir şekilde yapılan 30 dakikalık yürüyüştür. Yürüyüş esnasında tempo düşürülmemelidir ve yürüyüş düz bir arazi üzerinde yapılmalıdır.

İlgili aramalar: kalp hastaları spor yapar mı? kalp hastası egzersiz yapabilir mi? kalp hastasıyım spor yapabilir miyim?

Kalp Yetmezliği Nedir?

KALP YETMEZLİĞİ

Vücudumuzdaki tüm organlar çalışabilmek için kana ihtiyaç duyarlar. Organlarımız gereksinim duyduğu tüm maddeleri kandan alırlar. Bilindiği gibi kanı tüm vücuda pompalayan organ kalbimizdir. Kalbin dokuları ihtiyaç duyduğu kanı yeterli miktarda gönderememesine kalp yetmezliği ya da kalp yetersizliği denir. Kalp yetmezliğine neden olan iki büyük neden vardır. Bunlardan birincisi kalbin kasılmasında görülen kusurdan kaynaklıdır. Diğer önemli neden kalbin gevşemesinde bir problem olmasından ileri gelir. Kalp yeterince gevşemediği zaman yeteri miktarda kan ile dolmaz. Görülebilecek bu iki kusurda kalp yetmezliğine yol açar. Bu durumda organlar ve dokular yeterince besin ve oksijen alamaz. Yeteri kan akışı sağlanamayan organlarda fonksiyon bozuklukları görülmeye başlar. Organlar görevlerini kusursuzca yerine getiremezler. Bu da zamanla ciddi problemlere yol açar.

İlgili aramalar: kalp yetmezliği nedir? kalp yetersizliği neden olur? kalp yetmezliğinin nedeni nedir?

27 Temmuz 2013 Cumartesi

Böbrek Taşı Nasıl Engellenir?

BÖBREK TAŞI NASIL ENGELLENİR?

Böbrek taşları böbreğe zarar verebilir. Bu sebeple bilhassa önceden böbrek taşı düşürmüş olan hastaların tekrar böbrek taşı düşürmemek için çok dikkat etmesi gerekir. Bunun dışında ailesinde böbrek taşı öyküsü olan kişilerde, idrar yolu enfeksiyonlarına çok sık yakalanan kişilerde ve böbrek ameliyatı olmuş kişilerde böbrek taşı oluşma ihtimali diğerlerine göre daha fazladır.

Böbrek taşının oluşmasını en aza indirecek bazı önlemler vardır.

Sıcak yaz mevsimlerinde yetişkin bireyler günlük 2,5-3 litre, kışın ise 1,5-2 litre sıvı tüketmelidir.

Hareketli bir yaşam tarzı benimsemelidir. Spor yapan ve hareketli olan kişilerde böbrek taşımının oluşumu daha az olduğu gibi hareketle birlikte var olan böbrek taşları da düşebilmektedir.

Böbrek taşının oluşumunun kaynağı bazı mineraller olduğu için böbrek taşının oluşmasını engellemek için diyet önemlidir. Böbrek taşı riski olan herkes tuz tüketiminden kaçınmalıdır. Bununla birlikte yağlı yiyeceklerden de uzak durmak gerekir. Maden suyu, taze limondan hazırlanmış limonata, portakal suyu, greyfurt suyu gibi içeceklerin bol tüketilmesinde fayda vardır. Kola ve diğer gazlı içecekler taş üretimine yardımcı olduğundan bu tür içeceklerin tüketimini en aza indirmek ve mümkünse tüketmemek gerekir.

İlgili aramalar: böbrek taşı nasıl engellenir? böbrek taşı oluşumu nasıl önlenir? böbrekte taş oluşmaması için neler yapabiliriz?

25 Temmuz 2013 Perşembe

Çocuklar Ne Zaman Sünnet Ettirilmelidir?

ÇOCUKLAR NE ZAMAN SÜNNET ETTİRİLMELİDİR?

Çocuklar en geç henüz okula başlamadan önce sünnet ettirilmelidir. Enfeksiyon açısından koruyucu olması açısından hayatın ilk zamanlarında, özellikle doğumdan sonraki ilk ay içerisinde yapılan sünnet, doktorlar tarafından en çok tavsiye edilen sünnet zamanıdır. Bunun dışında 3 ve 6 yaşları arasında sünnet olunması sakıncalı görülür. Bunun nedeni bu yaş arasındaki çocuklarda somut düşüncenin tam oturmamış olması ve cinsel kimliğin yeni keşfediliyor olmaya başlamasıdır. Bu da çocuklarda ileri yaşlarda ruhsal anlamda tamiri zor bir takım psikoseksüel, psikolojik sorunların ve korkuların oluşmasına neden olur. Bebekler doğumdan sonraki ilk 1-2 ayda pek hareketli olmazlar. Daha az hareket daha hızlı ve sağlıklı iyileşme demektir.

İlgili aramalar: çocuklar ne zaman sünnet ettirilmelidir? çocuğa ne zaman sünnet yaptırılmalıdır? ideal sünnet yaşı kaçtır?

Yüksek Tansiyon Tedavi Edilmezse Ne Olur?

YÜKSEK TANSİYON TEDAVİ EDİLMEZSE N'OLUR?

Yüksek tansiyon ciddi bir rahatsızlıktır. Tansiyonun yüksek olması tek başına ölümcül zarar vermez ise de uzun dönemde organlara verdiği zarar, ölüme kadar giden ciddi sorunlara neden olabilir. Yüksek tansiyon ilk olarak kanı taşıyan damarlara ve pompalayan kalbe zarar verir. Tedavi edilmediği durumda ilk olarak etkileyeceği kalp ve damarlardır. Kalbi uzun süreli etkilemesi sonucu kalbin fonksiyonlarını bozabilir ya da kalp yetmezliğine neden olabilir. Kalp damarlarını etkileyerek kalp krizine neden olabilir ya da beyin damarlarında bir tıkanıklığa yol açarak felce neden olabilir. Yüksek tansiyon hastalarında beyin kanamasına daha sık rastlanır. Yüksek tansiyon böbrek yetmezliğine neden olabilir. Aort damarının genişlemesine ve hatta yırtılmasına neden olabilir. Aort damarının yırtılması ölümcül bir durumdur. Bu sebeple yüksek tansiyon hastasıysanız bu durumu hafife almamalısınız. Gerekirse doktor tavsiyesi doğrultusunda daha sağlıklı bir yaşam için günlük yaşam biçiminizi de değiştirmelisiniz.

İlgili aramalar: yüksek tansiyon tedavi edilmezse ne olur? hipertansiyon tedavi edilmezse ne gibi sonuçlar ortaya çıkabilir?

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Sürmatürasyon Nedir?

SÜRMATÜRASYON Hamilelikte bebeğin anne karnında 42 haftayı aşkın bir süre durmasına sürmatürasyon ya da geç doğum denir. Böyle doğan bebeklere sürmatüre bebek ya da postmatüre bebek denilmektedir. Doğan bebeklerin %3 ila %8 kadarı geç doğmaktadır.

23 Temmuz 2013 Salı

Böbrek Taşı Nasıl Oluşur?

BÖBREK TAŞI NASIL OLUŞUR?

Böbrek taşı farklı oluşma şekilleri vardır. Böbrekte bulunan madeni tuzlar birbirleri üzerine çökerek kristal halinde oluşumlar meydana getirirler. Daha sonra da bu kristaller de birbirleriyle birleşerek önce kum haline gelirler. Bu kumlar böbrekten idrar kanalı ile bazen atılamaz ve zamanla daha da büyüyerek küçük taş parçaları haline gelebilirler. Böylece böbrek taşı dediğimiz oluşum meydana gelmiş olur. Böbrek taşı tabiri, belli bir boyuta ulaşmış taşlar için kullanılır. Bunun milimetrik bir sınırı vardır ve bu sınırın altında olan küçük parçalar mikroskop altında görülebilen ve vücuttan dışarı atılabilen parçalar olduğu için böbrek taşı yerine bunlar için böbrek kumu ifadesi kullanılır. Böbrek taşına tıpta Nefrolitiazis denir. Kimyasal bileşimine göre değişik şekilde, boyutta ve renkte olurlar. Böbrek taşı oluşumunu arttıran; sebzeleri ve meyveleri iyice yıkamadan yemek, az su tüketmek, hareketsiz yaşam tarzı, mide asidini baskılayıcı ilaçlar kullanmak, ailede böbrek hastası olması, tek böbrekle yaşamak, protein yönünden zengin beslenmek gibi pek çok neden bulunur.

İlgili aramalar: böbrek taşı nasıl oluşur? böbreklerde taş nasıl meydana gelir? böbrek kumu nasıl olur? böbrek nasıl taş üretir?

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Böbrek Taşının Tedavisi Nedir?

BÖBREK TAŞININ TEDAVİSİ

Günümüzde en sık uygulanan taş tedavi yöntemi dışarıdan şok dalgaları ile taşı kırma yöntemidir. Bu yöntemin tercih edilmesinin en önemli nedenleri; hastanın hastanede yatmasına gerek olmaması, hastaya anestezi uygulamak zorunda kalınmaması ve hastaya komplikasyon ya da yan etki yapma ihtimalinin yok denecek kadar az olmasıdır. Gününümzde böbrek taşının tedavisi için hasta ve doktor açısından en uygun yöntem şok dalgaları ile taş kırmadır. Bu yöntemde dışarıdan bir enerji kaynağında üretilen şok dalgası böbrekteki taşa odaklandırılır ve bu böbrek taşları 6 milimetreden küçük parçalara ayrılır. Daha sonra bu küçük parçalar idrarla birlikte dışarı atılır. Fakat böbrekte tespit edilen taş 2 cm'den büyükse, idrar kesesine çok yakınsa ya da ciddi bir tıkanıklığa sebep olmuş ve aciliyet gerektiren bir durum var ise şok dalgaları yardımıyla taş kırma yöntemi tercih edilmez. 2 cm'den büyük böbrek taşlarında şok dalgaları kullanarak taşı küçültmeye çalışmak mümkün olmaz.

Yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden dolayı şok dalgası ile taş kırılamıyorsa bu aşamadan sonra cerrahi müdahale işin içine girer. Cerrahi yöntemlerde eğer taş böbrek içindeyse perkütan nefrolitotomi adını verdiğimiz endoskopik bir alet yardımıyla 1 cm'lik bir kesiden girilerek taş temizlenir. Eğer taş böbrek ve idrar kesesi arasındaki bir yoldaysa, üreteroskopi dediğimiz, idrar yaptığımız yoldan (üretradan) girebilecek kadar ince ve optik bir alet yardımıyla içeri girerek idrar kesesine ulaşılır. Buradan da böbreğin içine giden yol taşı bularak ufak parçalara dağılacak şekilde böbrek taşları kırılır. Taş israr kesesinde ya da üretra içerisinde ise sistopskopi adı verilen başka bir optik alet yardımıyla tedavi gerçekleşir.

Tüm bu anlatılanlara göre; böbrek taşında öncelikle şok dalgalarından faydalanıldığı anlaşılmaktadır. Şok dalgasından faydalanılamayacak durumlarda ise öncelikle endoskopik cerrahiden faydalanıldığını görüyoruz. Bunun nedeni bu tür operasyonlarda komplikasyon ve yan etki ihtimali çok daha düşüktür. Şok ve endoskopi ile başarı sağlanamayan vakalarda açık taş ameliyatı yapılabilir.

İlgili aramalar: böbrek taşının tedavisi nedir? böbrek taşı nasıl düşürülür? böbrek taşı nasıl kırılır?

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Spiral Taktırmanın Yan Etkisi Var Mı?

SPİRALİN YAN ETKİSİ VAR MIDIR?

Spiral taktırdıktan sonra ağrı, kanama, titreme, ateş, enfeksiyon gibi yan etkiler ortaya çıkabilir. Spiral kullanan kadınlarda adet miktarı ve adet süresi spiral kullanmayan kadınlara oranla daha fazla olur. Spiral kullanan kadınlarda görülen ağrılar, basit ağrı kesiciler yardımıyla giderilebilir. Spirale bağrı kanamalar, genellikle spirali taktırdıktan sonraki ilk 3 ay içerisinde ve lekelenme şeklinde görülür. Eğer spiralin neden olduğu ağrılar ilk 3 aydan sonra da devam ediyorsa; kanamalar yine ilk 3 aydan sonra devam ediyorsa, ciddi şekilde kanamalar görülüyorsa ve bu kanamayı durdurmak için verilen tedaviye yanıt alınamıyorsa; ortaya çıkmış enfeksiyon varsa ve bu enfeksiyon tedaviye rağmen devam ediyorsa bu tür durumlarda spiral çıkarılmalıdır. Aksi halde ölüme varabilecek ciddi tablolar ortaya çıkabilir.

İlgili aramalar: spiralin yan etkisi olur mu? spiral yan etki yapar mı? spiral kanamaya neden olur mu? spiral ağrı yapar mı? spiral taktırmak enfeksiyon yapar mı?

Spirali Kimler Kullanamaz?

SPİRALİ KİMLER KULLANAMAZ?

Spiral rahim içerisine tam olarak yerleştirilmesi gereken bir araçtır. Normalde tıpta spirale de zaten RİA yani rahim içi araç denir. Bu nedenle rahminde doğuştan gelen bir anormallik var ise ya da sonradan rahminde spiralin takılmasına engel olacak bir kitle meydana gelmişse bu kişilere spiral takılamaz. Rahmin içerisinde perde olması ya da rahimin şekil bozukluğu rahimde doğuştan gelen anormalliklere örnektir. Bu tür durumlar spiralin rahim içerisinde düzgün bir şekilde durmasına engel olacaktır. Rahim, yumurtalık ve diğer cinsel organlarında enfeksiyon olan ya da enfeksiyona meyilli olan kişilere spiral takılamaz. Spiral insan vücuduna yabancı bir maddedir ve enfeksiyonu olan kişilerde enfeksiyonun artmasına ve vücudun var olan enfeksiyonla savaşamamasına neden olacaktır. Ayrıca önceden dış gebelik olayı yaşamış ya da dış gebeliğe yakalanma şansı yüksek olan kişilerin spiral taktırması pek tavsiye edilmemektedir. Bu sorunun tam tersi olarak spirali kimler kullanabilir? diye soracak olursak yukarıdaki durumlar kendisinde görülmeyen, doğum yapmış ya da yapmamış her kadın spiral taktırabilir.

İlgili aramalar: spirali kimler kullanabilir? kimler spiral taktıramaz? spirali kimler takabilir?

Sikozis Nedir?

SİKOZİS

Daha çok sakallarda görülen bu hastalık, saçlarda ve vücuttaki diğer kıl foliküllerinde ortaya çıkan, bulaşıcı olmayan bir hastalıktır. Kıl foliküllerinde iltihap meydan gelmesidir. Yaygın olarak sakal iltihabı diye bilinir. Bu hastalığa stafilokok adı verilen mikroplar sebep olmaktadır. Sikozis hastalığına yakalananların sakal köklerinde irin oluşur ve sakal tutup çekildiğinde kolayca kopar. Kıl kökü enflamasyonu da denir.

İlgili aramalar: sikozis nedir? sakal iltihabı neden olur?

Sutur (Sutur Atmak) Nedir?

SUTUR NEDİR?

Cerrahide yara kenarlarının dikişle birleştirilmesine sutur ya da suture denir. Bu eylemi yapmaya da sutur atmak denir. Herhangi bir ameliyat nedeniyle kesi yapılarak açılan bölge ameliyat sonrasında sutur atılarak kapatılır. Cerrahi de farklı sutur atma teknikleri vardır. Yapıldığı tekniğe ya da yapıldığı bölgeye göre bunlar adlandırılır. Ayrıca kafa kemiklerinin dikişi anımsatan en bölgesine de sutur denmektedir.

19 Temmuz 2013 Cuma

Adrenalin Nedir?

ADRENALİN

Adrenalin ya da diğer adıyla epinefrin, böbreküstü bezlerinin iç kesimi tarafından salgılanmakta olan bir hormondur. Böbrek üstü bezlerine tıpta Adrenal denir. Adrenalinin adı, böbreküstü bezlerinde salgılanan bir hormon olduğundan buradan gelmektedir. Adrenalinin vücuttaki en önemli işlevi, acil zamanlarda kasları daha hızlı ve daha güçlü çalıştırmaktır. Adrenalin acil ve hayati açıdan tehlikeli durumlarda korku, heyecan gibi duyguların tetkiklemesiyle birlikte salgılanarak kişinin hayatta kalmasını sağlamaktadır. Adrenalin, tıpta hayat kurtarıcı bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Kalbin atışını ve kan dolaşımını hızlandırır. Tehlike durumlarında insanların çoğu zaman normalde kaldıramadıkları ağır nesneleri kaldırdığı, normalden daha hızlı koştuğu, daha hızlı düşünerek harekete geçtiği gibi durumları az çok duyarız. Bunun nedeni hızlı çalışan kalbin ve hızlı seyreden kan dolaşımının vücuttaki kaslara daha fazla oksijen ve enerji taşımasıdır.

Adrenalin sinirlerdeki iletişimi de yavaşlatır. Bu nedenle adrenalin salgılandığı durumlarda kişiler pek acı hissetmezler. Salgılandığında gözler daha fazla ışık alır ve daha fazla ışık alan gözler daha net bir görüş alır. Adrenalin salgılanmasından 2 dakika sonra etkisini giderek kaybeder.

18 Temmuz 2013 Perşembe

Çocuğun Sevme Sevilme İhtiyacı

Çocuklarda Sevme ve Sevilme

Her canlının doğasında sevme ve sevilme ihtiyacı vardır. İnsanoğlunun yaşı ne olursa olsun her insan sevmek ve sevilmek, hele bu birde çocuksa ailesinden sevgi, ilgi ve şefkat ister. Çocuğun sağlıklı büyüyüp gelişebilmesi için bu sevgiye ve şefkate ihtiyacı vardır. Ana ve babaların büyük bir çoğunluğu bu ilgi ve sevgiyi çocuklarına karşılıksız sunarlar.

Çocuk sevgi ilgi ve şefkat görerek, anne babasının gözünde bir değeri olduğunu hissederek büyürse mutlu ve huzurlu olur. Çocuğun huzurlu ve sakin yapısı ana babanın çocuk yetiştirme işini kolaylaştırır. Eğer çocuk yeterli sevgi, ilgi ve şefkat almadan büyüyecek olursa çevresine ve kendisine güven duyamaz, huzursuz ve mutsuz olur. Arkadaşları ve çevresi ile sağlıklı ilişkiler kuramaz. Çocuk önce arkadaşlarından uzaklaşır, büyüdüğünde de grubundan, toplumdan kopar, içine kapanır çoğu kez de toplumla uyuşamaz.

Çocuğu çok sevmek demek, çocuk merkezli aile olup ona hiçbir disiplin uygulamayıp, onun bütün hata ve yaramazlıklarını şımarıklıklarını hoşgörü ile karşılamak ona her gün yeni bir oyuncak almak demek değildir. Böyle yetiştirilen çocuklar her yerde ailesinden gördüğü aşırı ilgiyi bekler ve göremediklerinde de hoşnutsuzluk yaratırlar.

Sevgiyi dengeli ve ölçülü verebilen, çocuklarına gerekli tutarlı disiplini uygulayabilen, gerektiğinde çocuklarını ödüllendirebilen anne babalar, çocuklarının gelişimine olumlu katkıda bulunurlar.

Anne babaların sevgilerinin karşılığını beklemeleri, sevgilerini tehdit aracı ya da ödül ceza aracı olarak kullanmaları yanlıştır. Anne ve babalar çocuklarına sevgilerini gösterirken yaş ve cinsiyet ayrımı yapmaları son derece yanlıştır ve kardeşler arasında kıskançlığa ve huzursuzluğa neden olmaktadır.

Sevgi iki kişi arasında karşılıklı duygusal bağ meydana getirir, kısacası sevgi sevgiyi doğurur. Bebeğini karşılıksız seven anne giderek büyüyen yavrusundan da sevgi görür. Bu sevgi alışverişi ile büyüyen çocuk diğer insanları da sevmeyi ve onlara sevgisini gösterebilmeyi öğrenir.

Sevgi ihtiyacının karşılanması çocukta güven duygusunun oluşumunda temel noktadır. Çocuk fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra ana babasından sevgi, ilgi gördüğü oranda mutludur. Çocuğun sevgi ihtiyacının karşılanması onun bütün gelişim alanlarını özellikle de sosyal ve duygusal gelişimini olumlu etkiler.

Bebek Nasıl Giydirilmelidir?

Bebek Nasıl Giydirilmelidir?

Giysilerle örtünme, kişiyi çocuğu soğuğa, sıcağa, güneşin yakıcı ışınlarına karşı korumayı amaçlar. Giyimin beden ve ruh sağlığı açısından ayrı ayrı önemi vardır. Giysilerin mevsime uygun olması beden sağlığı, şık ve zarif olması da ruh sağlığı açısından önem taşır.

0-2 yaş çocuklarında giyimin sağlık açısından önceliği vardır ve seçiminde giysilerin kolayca giydirilip çıkarılabilecek modelde, yumuşak ve kolay yıkanabilen cinsten olmasına özen gösterilmelidir. Bebeğin üst giysilerinin teri emmesi, İç giyimini oluşturan bezlerin ise idrarı çok iyi emmesi gerekir. Temiz, ter ve idrar kokmayan, şık giyimli bebek çevresinde daha çok sevilecek, kucaktan kucağa alınmak istenecektir. Bu da bebeğin yakın çevresindeki bireylerle iletişime geçmesini sağlayacak; yani bebeğin sosyalleşme sürecine olumlu katkıda bulunacaktır.

Bebeğin Odası ve Yatağı Nasıl Olmalıdır?

BEBEK ODASI VE YATAĞI NASIL OLMALI?

Bebeğin odası ebeveynin yatak odasına yakın, aydınlık ve havadar olmalıdır. Odanın sıcaklığı 0-1 yaş bebeklik döneminde 20-24°C daha sonraki dönemlerde ise 18-22°C'ta tutulmalı, bunun için en ideal ısıtma şekli kaloriferle ısıtmadır. Soba ile ısıtmada ise ısının bu derecelerden çok fazla düşmemesi ve yükselmemesi sağlanmalıdır. Ayrıca soba ile zehirlenmelere de duyarlı olunmalıdır.

Bebek odasının sık sık havalandırılması gerekir. Odanın ısısı kadar nem oranının da düzenli tutulması önemlidir. Odanın nem oranı düştüğünde bebek nefes alıp vermede sıkıntı çeker. Bebek biraz büyüdüğünde uykunun dışında da belli bir süreyi bu odada ebeveynleri ile birlikte geçirmelidir. Bebek kendi yatağının bulunduğu odayı sadece uyku odası olarak algılamamalı anne, babası ile bu odada da hoşça vakit geçirmelidir.

Bebeğin odası sade ve zevkli bir şekilde düzenlenmelidir. Bu odada bebeğin beşiği ya da karyolası, dolabı, oyuncakları, annenin bebeğini emzirebileceği koltuk, yorulduğunda da dinlenebileceği bir kanepenin bulunması iyi olur. Bazen bebekler büyük kardeşleri ile aynı odayı paylaşabilir. Odanın tümden halı ile kaplanması ses geçirmemesi açısından iyidir. Ancak halının tüyleri mikrop ve toz barındırdığından sık sık temizlenmelidir. İlk aylarda bebekler ebeveynlerin odasında da kalabilirler. Ancak ayrı bir yatağı muhakkak olmalıdır. İlk günlerde bebek zevkle süslenmiş sepet, beşik vb. yerlerde yatabilir. Bebek arabalarından üst kısmı seyyar olanlar da bebek yatağı olarak kullanılabilir.

İlerleyen günlerde bebek karyolaları çok daha kullanışlıdır. Karyola korkuluklarının minderle kaplanması bebeğin korkuluklara çarpmasını engeller. Bebeğin yatağı orta sertlikte olmalıdır. Yastık kullanılmaması tercih nedenidir. Eğer kullanılacaksa çok ince olanları tercih edilmelidir. Çarşafları lastikli olup yatağın etrafına geçirilmelidir. Yatak takımları pamuklu, açık renk ve kolay temizlenen cinsten olmalı, bir iki adet yedeği bulunmalıdır. Uyku tulumları da kullanışlıdır. Bebeğin üstünü örtecek yorgan ve battaniyelerin pamuklu, tüysüz olması, çok kalın olmaması gerekir.

Bebek beşik ve karyolalarının üstüne bebeğin ilgisini çekecek müzikli hareketli oyuncaklar konulabilir. Ağlayan bebeğin sesini diğer odalara taşıyan hoparlör sistemleri özellikle geniş dubleks, tripleks evlerde anneye hareket rahatlığı sağlar.

Bebek , kendi yatağında ve odasında kendi kendine uyumaya alıştırılmalıdır. Ayakta ya da kolda sallama, ninni söyleme, müzik dinletme gibi aktiviteler bebekte alışkanlık yapacağından ve daha sonraları bunlar olmadan bebeğin uyumakta çok zorluk çekeceğinden çok fazla bunlara rağbet edilmemelidir. Bu durum sonraları annenin işini zorlaştırır.

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Abakteriyel Nedir?

ABAKTERİYEL

Bakteri bulunmayan, bakteri olmayan, bakteriden muaf anlamında kullanılan teknik bir kelimedir. Tıp, su ürünleri, kimya vb. gibi farklı teknik konularda kullanılmaktadır.

Respirasyon (Respiration) Nedir?

RESPİRASYON

Respirasyon, solunum ya da nefes alıp vermek; bir organizma ile çevresinde meydana gelen gaz alışverişidir. Temiz havanın çekilerek oksijenin yakıldığı ve besinlerin parçalanarak enerji elde edilmesinin sağlandığı, kirlenen kanın temizlendikten sonra içindeki zararlı maddelerle birlikte havayla dışarı atılmasının sağlandığı biyokimyasal bir süreçtir.

Respirasyon vücudumuzun sistemlerinden biri olan respiratuvar sistemde yani solunum sisteminde meydana gelen bir olaydır. Bu sistem hayatımız boyunca durmaksızın çalışır.

İlgili aramalar: respirasyon nedir? respiration ne demektir?

Gaita Nedir?

GAİTA

Tıp dilinde dışkıya gaita denilmektedir. Halk dilinde kaka ya da büyük abdes dediğimiz gaita genellikle gastrointestinal sistem kanamaları için laboratuvar ortamında araştırılır. Enfeksiyon hastalıklarında, ishal gibi hastalıklarda çocuk doktorları sıklıkla gaita araştırması isterler. Gaitada parazit ya da gizli kan olup olmadığı laboratuvar ortamında araştırılır. Eğer varsa buna uygun ilaç reçete edilir.

Gaita numunesi için verilen kaba küçük bir parça gaita konulması istenir fakat bazen kabın ağzına kadar gaitasını doldurup getirenler olur :) Ayrıca bebeğiniz kabız olduğunda gördüğünüzde çok sevindiğiniz ve başka bir zamanda görseniz sevinemeyeceğiniz hatta tiksineceğiniz tek nesne gaitadır.

İlgili aramalar: gaita nedir? gayta ne demek?

Kabız Çocuk Nasıl Beslenmelidir?

KABIZ ÇOCUK NASIL BESLENMELİDİR?

Beslenmedeki değişiklikler, bağırsak faaliyetlerinin tembel oluşu, makattaki çatlaklar veya psikolojik nedenlerle çocuğun kakası normalden sert olarak çıkar. Kakanın sert çıkışı çocukta acıma hissi yaratır. Acıdığı için çocuk kasılır ve kaka yapmak istemeyebilir. Bu durum kabızlığın kronikleşmesine neden olur.

Çocuk üç günden uzun süre kaka çıkarmıyorsa, kakasını çıkarırken ağlıyorsa veya kakasında kan varsa vakit geçirilmeden doktora götürülmelidir.

Çocuğun beslenme durumu, yeterli sıvı alıp almadığı, dengeli beslenip beslenmediği gözden geçirilmelidir. Kabız çocuğa taze sebze ve meyve, yani posalı yiyecekler verilmeli ve bol sıvı takviyesi yapılmalıdır. Kabızlığın nedeni psikolojik ise konunun neden ve niçinlerine inilip öncelikle çocuğun rahatlaması sağlanmalıdır.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

İshal Tehlikeli Midir?

İSHAL NEDİR? İSHAL TEHLİKELİ MİDİR?

İshal en basit anlamıyla sulu kakadır. Günde 3 defadan fazla sayıda sulu dışkı çıkarma, kısa sürede su ve tuz kaybına neden olacağından çocuğun hayatını riske atar. Gerekli önlemler alınmadığında ölüme neden olabilir.

İshalin en önemli nedeni mikroplardır. Mikroplar hastanın dışkısından yayılabileceği gibi mikroplarla kirlenmiş içecek ve besinlerin ağız yolu ile alınmasıyla da bulaşır. El temizliğine dikkat edilmemesi mikropların yayılmasında önemli bir etkendir.

İlk 4-6 ay yalnız anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal daha az görülür. İshal, çocuklarda önemli beslenme bozukluklarına yol açar. İshal sırasında çocuktaki su ve tuz kaybı mutlaka yerine konmalıdır. Ağızdan verilen şeker, tuz, karbonat eriyiği hayat kurtarıcıdır.

İshalde vücuttaki su azalır. İshal durumuna göre evde ya da hastanede sıvı tedavisi yapılır.

İshalli çocuğun bağırsaklarındaki emilim az olacağından, eskisinden daha kuvvetli yiyeceklerle beslenme ihtiyacı doğar. Bundan dolayı çocuğun sulu fakat besin değeri yüksek yiyeceklerle sık sık beslenmesine devam edilmelidir.

Genellikle 3-7 gün süren ishal tedavisinde ilaç kullanılmaz, ancak ishal başka hastalıkların belirtisi olarak görülebilir. Çocuğun dışkısında kan varsa, dışkı sayısı 8-10 defadan fazla ise yüksek ateş ve beraberinde devamlı kusma varsa, ishal 5-7 günden fazla sürmüşse, ağız ve dilde kuruluk, dalgınlık, idrar yapamama veya çok az yapma, gözlerde ve bıngıldakta çökme ve deri gerginliğini kaybetme gibi belirtilerden biri ya da birkaçı görülmekte ise çocuk vakit geçirilmeden doktora götürülmelidir. Yapılan tahlil sonuçlarına göre doktorun önerdiği tedavi evde ya da hastanede uygulanmalıdır.

Bebeklerin ve küçük çocukların ishalden korunması için yeterli ve dengeli beslenmesi gerekir. İlk 4-6 ay anne sütü çocuk için en ideal besindir. Anne sütü mikropsuzdur. İshalden koruyucu maddeler içerdiği gibi bebeğin ağzına direk verildiği için mikropların bulaştırılmasında da aracı olmaz. Altı aydan sonra ek besinler verilmelidir. Ancak verilecek tüm besinler ve sıvılar temiz olmalıdır. Yiyecekler temiz kaplarda ve uygun şartlarda saklanmalıdır. En önemlisi anne çocuğunun bezini değiştirdikten sonra, kendisi tuvaletten çıktıktan sonra, yiyecekleri hazırlamadan ve bebeği beslemeye başlamadan önce ellerini su ve sabunla iyice yıkamalıdır. Tuvaletler, çöpler ve gübrelikler mikrop yuvası olduğundan gerekli tedbirler alınmalıdır. Sinek ve böceklerle mücadele edilmelidir.

İlgili aramalar: ishal neden olur? ishal ateş durumunda ne yapılır? bebeklerde ishal tehlikeli midir? ishal için ne yapmak gerekir? ishal nasıl önlenir?

Bebeğin Emzirdikten Sonra Kusması Normal Mi?

BEBEĞİN EMDİKTEN SONRA BİR MİKTAR KUSMASI NORMAL MİDİR?

Midedeki besinlerin,karın kaslarının kasılması sonucu ağız yolu ile boşaltılması kusma olarak tanımlanır. Yeni doğan bebeklerin beslenmeden sonra aldıkları besinin bir miktarını ağızdan ve burundan çıkarması kusma ile karıştırılmamalıdır. Bu durum çoğu kez zararsızdır ancak sırt üstü yatan bebeğin böyle bir durumda boğulma tehlikesi söz konusu olabilir. Gerçek kusmada alınan gıdanın büyük bir kısmı çıkarılır.

Kusma basit bir gaz sancısı nedeniyle olabileceği gibi zatürree, menenjit, besin zehirlenmesi, bağırsak düğümlenmesi gibi hayati önem taşıyan durumların habercisi de olabilir. Bu sebeple kusma beraberinde görülen ateş, ishal ve benzeri belirtilerle birlikte değerlendirmeye alınmalıdır. Birkaç kez tekrarlanan köpüklü, kanlı, safralı kusmalarda çocuk mutlaka doktora götürülmelidir. Kusmalar ciddi su ve kilo kaybına yol açabileceği için tedavide geç kalınmamalı ve hastanın kaybettiği sıvı ve elektrolit üzerinde önemle durulmalıdır.

Bebeklerdeki beslenme hatalarına bağlı kusmalar; bebeğin hava yutturmadan beslenmesiyle, beslenme sırasında yutulan havanın neden olduğu gazın çıkarılmasıyla, temiz ve sağlıklı besinlerle önlenebilir. Emzirme sonrasında bebeğin başı olabilecek kusmukların solunum yoluna kaçmaması için yukarıda tutulmalıdır.

Bulantı ve kusma geçtikten sonra bebeğin midesinin bir müddet dinlenmesi sağlanır. Önce sulu, hafif yiyecekler az az ve sık sık yedirilir. Katı besinlere geçiş yavaş yavaş yapılır.

İlgili aramalar: bebeğimi emzirdikten sonra biraz kusuyor neden olabilir? bebeğim emdikten sonra kusuyor, normal mi?

14 Temmuz 2013 Pazar

Bebeğin Karın Ağrısı Nasıl Geçer?

Bebeklerde gaz sancıları ve karın ağrıları

Karın ağrısı, karın bölgesinde yani göğüs kafesinin altı ile kasıklar arasındaki bölgede görülen ağrılardır. Karın ağrıları çocukluk yıllarında daha çok görülür. Karın ağrılarının birçok nedeni olabileceğinden gerçek nedenini bulmak zordur ve hafife alınmamalıdır. Çocukta görülen diğer belirtilerle birlikte değerlendirmek karın ağrılarının gerçek nedenini bulmayı kolaylaştıracaktır.

Doğumdan sonra ilk üç ayda görülen karın ağrılarının nedeni gaz sancıları olabilir. Gaz sancısının neden olduğu karın ağrıları için ilaçlar ve bitkisel şuruplar mevcuttur. Ağrı şiddetli değilse ve çocuk diğer uğraşlara daldığında karın ağrısını unutabiliyorsa ağrı psikolojik kökenli olabilir. Ancak karın ağrısı çok şiddetli ya da çok uzun süre devam ediyorsa , sık sık tekrarlıyorsa ve kusma, ishal, ateş vb. diğer belirtilerle birlikte görülüyorsa hastalık belirtisi olarak değerlendirmeli ve çocuk muhakkak doktora götürülmelidir.

Süt çocuklarında karın ağrısı, çocuğun ayaklarını karnına çekerek yatmasından ve ağlamasının şiddetinden anlaşılır.

Karın ağrısının nedeni, beslenme sırasında yutulan hava, inek sütüne alerji ve hatalı besleme alışkanlığı sonucu midede oluşan gaz olabilir. Nedenlerine uygun tedavi yapılmalıdır. Bebeğinizi emzirdikten sonra, sırtını sıvazlayarak ya da sırtına avuç içi ile hafifçe vurarak gazını çıkarmalısınız. Ayrıca verilen gıda miktarı azaltılırken, meme verme sayısı(beslenme sıklığı) arttırılmalıdır. Karın ağrısı devam ediyorsa çocuk doktora götürülmelidir.

Bebeklerde Ağız Yaraları

Bebeklerde Ağız Yaraları

Yeni doğanda ya da süt çocukluğu döneminde daha çok zayıf ve hastalıklı bebeklerin ağzında görülen mantar hastalığına pamukçuk diyoruz. Ağız içinin her tarafında önce noktalar halinde beyaz lekeler oluşur ve giderek beyazlıklar büyür ve birbirleri ile birleşir. Ağızda süt pıhtısı görüntüsü verir. Tedavi edilmezse solunum yollarına yayılarak daha büyük tehlikelere yol açabilir. Bebek ağzı acıdığı için meme ememez.

Annenin memesinin ılık suyla temizledikten sonra bebeğe verilmesi, memelerin temiz tutulması, biberon ve emziğin iyice kaynatılması, meme ve mamadan sonra bebeğe su içirilmesi pamukçuk oluşmaması için alınacak önlemlerdir. Ancak yine de pamukçuk oluşmuş ise önce karbonatlı su ile silinmeli, yaygın görünüm de olanlar ise muhakkak doktora götürülmeli ve onun tavsiye ettiği ilaçlar kullanılmalıdır.

13 Temmuz 2013 Cumartesi

Miyelografi Nedir?

Miyelografi

Disk kayması gibi omurga veya omurilik hastalıklarının teşhisinde kullanılır. Yapılması bir saat sürebilir ve rahatsızlık verici bir girişim olduğundan, hastaya sedasyon uygulanması gerekebilir.

Myelografi Nasıl Yapılır?

Röntgen filminde gözüken bir sıvı, omiriliğin çevresini saran sıvı içerisine verilir. Daha sonra hastanın gövdesi çeşitli pozisyonlarda eğilerek verilen ilacın içerideki hareketleri, filmle tespit olunur.

12 Temmuz 2013 Cuma

Konvülsiyon ve Febril Konvülsiyon Nedir?

KONVÜLSİYON

Halk arasında havale olarak bilinen bu sağlık sorunu, çeşitli nedenlerden dolayı iskelet kaslarının istem dışı kasılıp gevşemesidir. Konvülsiyon aniden başlar ve genelde birkaç saniye süren bu kasılmalar, bazen 1-2 dakikaya kadar sürebilir. Konvülsiyon sırasında hastada bilinç kaybı, soluk alamama ve oksijensizlikten kaynaklı, gözlerde kayma, yüzün renginde solma, dilini ısırma, çırpınma ve kasılmalar görülür. Genelde 2 yaşında altındaki çocuklarda görülür.

FEBRİL KONVÜLSİYON

Havale ateşli bir hastalıktan dolayı meydana geliyorsa buna tıp dilinde febril konvülsiyon denir. Daha çok 6 ay ila 3 yaş arası çocuklarda görülmektedir. Erkek çocuklarda görülme sıklığı kızlara oranla fazladır. Kalıtsal faktörlerin de etkisi olan febril konvülsiyon daha çok üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı ateşli hastalıklarda görülmektedir. Konvülsiyonu tetkikleyen ateşin yükselmesi değil ateşin birdenbire yükselmesidir. Kısa süreli geçirilen bu nöbetlerin en fazla 2 dakika sürmektedir. 2 dakikayı geçtiği çok ender rastlanılan bir durumdur.

Henüz bir kaç aylık olan bebeklerde görülen havale nöbetlerinin belirtisi ile daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde görülen havale belirtileri aynı olmayabilir. Küçük bebekler daha çok bu nöbetler sırasında sıçrarlar, ağızlarından salya gelir, gözleri kayar, istem dışı çiğneme ve emme hareketleri yaparlar ya da hareketsiz kalabilirler.

İlgili aramalar: konvülsiyon nedir? konvülziyon ne demektir? konvülsiyon neye denir? febril konvülsiyon nasıl olur?

Ekimoz Nedir?

EKİMOZ

Çarpma, ezilme gibi bir travmadan ya da trombositopeni gibi kanamaya neden olacak diğer durumlardan dolayı kılcal damarların hasar görmesine ve doku bütünlüğünün bozulmasına bağlı olarak cilt altında kanama görülmesine ekimoz denir. Ekimoza, bere ya da halk arasında kan oturması da denmektedir. Ekimotik bölge ilk olarak kırmızı renktedir fakat iyileşme gösterdikçe 3-5 gün içerisinde mavi-mor bir renge bürünür. 7 ila 12 gün sonra, hemoglobin safra pigmentleriyle birleşir, ekimoz alanı önce yeşil ve bir kaç gün sonrasında sarı bir renge dönüşür. Sarı renk aldıktan sonra giderek kaybolur.

İlgili aramalar: ekimoz nedir?

Su Çiçeği Bulaşıcı Mıdır?

Su Çiçeği Bulaşır Mı?

Virüslerin neden olduğu, çok kolay bulaşabilen, özellikle kış mevsiminde okullar ve kreşlerde salgınlara neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık, döküntüler görülmeden bir hafta önce ve döküntüler kabuklanıncaya kadar bulaşıcıdır. Bu sebeple, kolayca salgınlar görülebilir. Hastalık belirlendiği anda hasta çocuk, sağlıklı kişilerden ayrılmalıdır.

Bu hastalık, insandan insana, öksürme ve aksırmayla çevreye yayılan damlacıklarla ve deri kabarcıklarına direkt temasla bulaşır.

Hastayla yakın temastan sonra yaklaşık 2-3 hafta içinde genelde hafif ateş ve önce göğüste başlayan ve bütün vücuda yayılan sulu kabarcıklar şeklinde, kendini gösterir. Bu kabarcıklar açık pembe renkte önce sulu, sonra kabuklu olup son derece kaşıntılıdır.

Hastalık süresince karbonatlı su ile döküntülerin silinmesi kaşınmayı azaltır. Döküntüler genelde iz bırakmaz, ancak yine de eller temiz tutulup tırnaklar kısa kesilmeli ve daha büyük çocukların kaşımaması istenmelidir. Çocuğun yatarak istirahat etmesi sağlanmalıdır.

Su çiçeği hastalığından aşı ile korunmak mümkündür. Su çiçeği sonrası nadir de olsa beyin zarı iltihapları ve zatürree görülebilir. Bu dönemde çocuğun beslenmesine ve ateşin kontrol altında tutulmasına özen gösterilmeli ve doktorun önerilerine göre hareket edilmelidir.

İlgili aramalar: su çiçeği bulaşıcı mıdır? su çiçeği bulaşır mı? su çiçeği nasıl bulaşır? su çiçeği aşısı var mı?

11 Temmuz 2013 Perşembe

Çocuk Felci Nasıl Bir Hastalıktır?

ÇOCUK FELCİ

Çocuk Felcinin Belirtileri

Ateş, baş ağrısı, kusma, karın ağrısı, ense sertliği ile kendini gösteren, başlangıçta daha çok üst solunum yolu enfeksiyonuna benzer tablo gösteren, virüslerin sebep olduğu bulaşıcı bir hastalıktır.

Hastalık ,hastaların bir kısmında daha hafif seyir izlese de bir kısmında hastanın iyileştiğinin düşünüldüğü dönemden 1-2 gün sonra ağrı ve ense sertliği ile daha şiddetli olarak ortaya çıkar. Hastaların %80'ninde felç görülmezken bazı tiplerinde birkaç gün süren yüksek ateşten sonra asimetrik olarak sağ kol etkilendiğinde, sol bacak etkilenir ve felç görülür. Çok şiddetli biçimleri ölümle sonuçlanabilir.

Felç görülen tipinde hastalığın iyileşmesini takiben 18. aya kadar felç durumunda belli bir iyileşme görülebilir. Fizik tedavi iyileşme şansını artırabilir. Bundan sonra felcin iyileşmeyen kısmı genellikle kalıcıdır.

Hastalık genellikle virüsün bulaştığı suların ve besinlerin ağız yolu ile alınması sonucu bulaşır. Hastalığı geçirmekte olan çocuğun dışkısının kontrol altına alınmaması hastalığın yayılmasında önemli bir kaynaktır.

Çocuk Felcinin Tedavisi

Hastalığın ilaçlı özel bir tedavisi yoktur. Aktif dönemde hasta istirahat ettirilmeli daha sonra kol ve bacak hareketleri yaptırılmalıdır. Hastalıktan korunmak için doğumdan sonra 2-3-4. aylarda aşı yapılır. Bir yıl sonra tekrarı yapılarak tam bağışıklama sağlanır. Hastalığın salgın olduğu durumlarda da sular kaynatılmalı, besin hijyenine dikkat edilmeli, hastanın salgı ve dışkısı açıkta bırakılmamalıdır. Felç oluşmuş ise nemli sıcak pansumanlarla kasların ağrısı ve kasılması önlenmeye çalışılmalıdır.

Hastalığın sonrasında zatürree, sürekli yatmadan dolayı deri tahrişleri (yatak yaraları) ve eklemlerin görevini yapamaması görülebilir. Ölümcül olabileceği için hastalığın seyri doktor kontrolünde olmalı ve doktorun önerilerine göre uygulama yapılmalıdır.

Boğmacanın Belirtileri

Boğmacanın Belirtileri Nelerdir?

Her yaşta görülebilen ancak 2 yaşın altındaki çocuklarda daha sık görülen ve ağır seyreden boğmacanın nedeni boğmaca basilidir. Bu hastalığın en tipik özelliği nezle ve üst üste gelen öksürük nöbetleridir. Küçük çocuklarda 7-10 günlük kuluçka dönemi tamamen belirtisizdir. Daha sonra 1-2 hafta süreli nezle, öksürük, hafif ateş, bazen kusma görülür. Çocuk halsiz ve bitkindir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarına benzer bir görünüm sunar. Bu döneme nezle dönemi de denir.

Nezle dönemini daha çok geceleri aniden art arda gelen öksürük nöbetleri izler. Öksürük nöbetleri sırasında morarma, soluk durması ve kusma görülebilir. 3-4 hafta boyunca görülen öksürük nöbetlerinin süresi ve şiddeti hastadan hastaya değişir. Öksürük sırasında hava, gırtlaktan geçerken horoz ötüşüne benzer ses çıkarır.

Öksürme nöbetlerinin giderek azaldığı dönem iyileşme dönemidir. Haftalar veya aylar sürebilir. Bu dönemde artık kusma görülmez, gece uykusu öksürük nöbetleri ile kesilmez, hasta rahatlamıştır.

Dinlenme ve yatak istirahati bütün hastalık süresince özellikle 1 ve 2. dönemde şarttır. Odanın nemlendirilmesi ve havalandırılması gerekir. Doktor tavsiyesi doğrultusunda ilaç kullanılmalıdır.

Boğmaca sonunda özellikle zayıf bünyeli yetersiz ve dengesiz beslenmiş çocuklarda zatürree, orta kulak iltihabı görülebilir. Komplikasyonlara karşı dikkatli olunmalı ve ikincil hastalıkların tedavisi de zamanında yapılmalıdır. Bu sebeple boğmaca da çocuğun sürekli doktor kontrolünde olması gerekir. Boğmacalı çocuk hastalık süresince sağlıklı kişilerden uzak tutulmalı ve diğer çocukların bu hastalığa yakalanmamaları için erken yaşta aşılanmaları gereklidir. Boğmaca aşısı, karma aşı olarak 2. aydan itibaren 4 hafta ara ile 3 kez yapılır ve 16-24. aylar arasında bir kez daha tekrarlanır.

İlgili aramalar: boğmacanın belirtileri nelerdir? boğmacanın nedeni nedir? boğmacanın tedavisi nedir?

Difteri Nedir?

DİFTERİ

Difteri basilinin sebep olduğu özellikle çocuklarda öldürücü olabilen, ağır seyreden bir hastalıktır. Bu hastalığa halk arasında kuşpalazı da denilmektedir. Difterili bir hastayla yakın temasta bulunan aşısız bir çocukta basilin kuluçka dönemi olan 2-4 gün sonra ateş, boğaz ağrısı, ses kısıklığı, burun akıntısı görülür. Boyun lenf bezleri ağrılı ve büyümüştür. Boğazda, gırtlakta kirli sarı renkte Çaldırılınca kanayan geçici zar oluşur. Çok tehlikeli bir hastalıktır; ancak aşısının çocuklara 2. aydan sonra 4 hafta ara ile 3 kez karma aşı şeklinde (BDT) yapılması sonucunda çok nadir görür. Aşının 1 ve 3 yaşlarında 2 kez tekrarlanması hastalığa yakalanmayanların korunmasını sağlar.

Basilin yerleşme yerine göre burun, ağız, boğaz, gırtlak, göz, göbek, deri ve orta kulak difterisi görülür. Belirtiler basilin yerleşme yerine göre farklılık gösterir. Hastalık sırasında basillerin salgıladığı antijen kalp ve sinir sisteminde hasara yol açar. 2-6 yaş arası çocuklarda daha sık görülür. Yaş ilerledikçe hastalığa yakalananların sayısı da azalır.

Difteri hastalığı tehlikeli bir hastalık olduğu için hasta vakit geçirmeden doktora götürülmeli ve doktorun önerdiği tedavi şekli aynen uygulanmalıdır. 8-14 gün yatak istirahati şarttır. Teşhis ve tedavide geç kalındığında sinirlerde felç ve kalp zarında iltihap görülebilir. Hastalık sırasında görülebilen felçlerin çoğu geçicidir.

Tedavinin kesilmesi ve hastanın iyileşmesinden sonra boğaz kültüründe negatif sonuç elde edilinceye kadar hastanın sağlamlardan ayrılması gerekir. Boğaz kültürü alınamıyor ve tahlil yapılamıyorsa hasta 14 gün süre ile sağlam kişilerden ayrılmalıdır. Hastanın tükürüğünün bulaştığı bütün eşyalar (yemek ve yatak takımları) dezenfekte edilmelidir.

İlgili aramalar: difteri hastalığı nedir? difteri nasıl bir hastalıktır?

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Ateşli Çocuk Terletilir Mi?

Ateşi yükselen ve titreyen çocuk terletilir mi?

Ateşli çocuğu battaniye ya da yorgan altına alarak terletmeye çalışmak eskiden gelme yanlış uygulamalardan bir tanesidir. Ateşten titreyen ve nöbet geçiren çocuğun üstünü örtmek onun ateşinin daha fazla yükselmesine neden olur. Bu uygulama yanlış ve tehlikeli sonuçlar doğurabilecek bir uygulamadır. Ateşi olan çocuğun üzerini örtmek değil tam tersi açmak gerekir. Bu nedenle kalın giysileri üzerinden çıkarılarak daha ince giysiler giydirilir. Şort ve atletle kalacak halde soyundurulabilir. Çocuğun ateşlenmesi durumunda yapılacak şeylerden bir tanesi ılık su ile banyo yaptırmaktır. Banyodan sonra çocuk iyice kurulanmalıdır. Ayrıca bir havlu soğuk suyla ıslatılıp sıkıldıktan sonra çocuğun vücudunda gezdirilerek soğuk kompres yapılabilir. Soğuk kompres boyun, koltukaltı, gövde ve kasık gibi alanlara uygulandığında daha iyi sonuç elde edilebilir. Bunun yanısıra ateş düşürücü bazı ilaçlar ve ateş düşürücü fitil kullanılabilir.

Çocuklarda ateşin genelde nedeni vücuttaki bir enfeksiyondur. Bu nedenle doktora giderek muayene olmadan ilaç kullanmak çocuğunuza faydadan çok zarar verebilir. Bilhassa antibiyotik ilaçlar doktor reçete etmeden kullanılmamalıdır. Her antibiyotik her mikrobu önlemez. Doktor vücuttaki enfeksiyonun türüne göre uygun antibiyotik ilaç başlatacaktır. Antibiyotiklerin en sık görülen yan etkilerinden birisi ishal olduğu için yanlış kullanılması halinde çocuğunuzda ciddi sıvı kaybı olabilir.

Ayak Temizliği

Ayak Temizliği

Ayaklarımız giydiğimiz çoraplardan ve ayakkabılardan ötürü havasız kalır ve günlük olarak düzenli yıkanmaları gerekir. Ayaklarımızı yıkamadığımızda ayaklarımız kokarak çevremizdeki insanları rahatsız edebilir ve bizi de istenmeyen bir durumun içine sokabilir. Ayrıca yıkanmayan ayakların sağlığı bozulacağından ileride nasır ve mantar gibi rahatsızlıklara sebep olabilir. Ayaklarımızı her gün düzenli bir şekilde yıkamalıyız ve yıkadıktan sonra parmak aralarına varıncaya dek iyice kurulamalıyız. Bunun için ayak havlusu ya da saç kurutma makinesi kullanabiliriz. Nemli kalan parmak aralarında mantara neden olan bakteriler üremesi kolaylaşır. Başka yerlere mikrop bulaşmaması açısından ayak havlularımızı sadece ayaklarımız için kullanmalıyız.

Ayağımızın sağlığı ve temizliği için giydiğimiz çorap ve ayakkabılar oldukça önem taşır. Ayak sağlığı için nemi daha iyi çektiği için bilhassa pamuklu çoraplar tercih edilmelidir. Giydiğimiz çorapları temiz kullanmalı ve günlük olarak değiştirmeliyiz. Ayak sağlığı açısından ayakkabı seçimi de oldukça önemlidir. Ayağın hava almasını engellemeyecek ayakkabılar seçilmelidir. Ayak hava almadığında terler ve bakteri üremesi için uygun ortam oluşur. Bu da ayağın kokmasına neden olur ve mantar oluşumuna neden olabilir.

Hepatit Nedir?

HEPATİT

Hepatit çoğumuzun sarılık olarak bildiği hastalıktır. Hepatitle ilgili 4 tip virüsten söz edilmektedir. Ancak daha çok bilineni ve yaygın olarak görüleni A ve B tipidir. İnsanlar hepatit A virüsünü bu virüsü barındıran su ve besinlerden alırlar. Kuluçka süresi 15-50 gün olan bu virüs önce bağırsaklarda çoğalır daha sonra kan yolu ile karaciğerlere ulaşır ve burada enfeksiyon yapar.

Daha çok çocuklarda görülen Hepatit A hafif ateş, halsizlik, karın ağrısı, kusma, göz akında ve deride sarılıkla kendini gösterir. Hastanın idrarı çay rengindedir. Tıbbi muayenelere göre karaciğer normal boyutlarına göre daha büyüktür. Kesin tanı, kan ve idrar testlerine göre verilir.

Genelde hastaların hepsi 2-3 haftada iyileşir. Özel ilaç tedavisi yoktur. Ancak aşırı halsiz oldukları için yatak istirahati sağlanmalıdır. Hastalık süresince yağı az, şeker, vitamin ve proteinden zengin diyet önerilir. Yine bu dönemde yetişkin hastalar alkol alımından kaçınmalıdır.

Hastalıktan korunmak için öncelikle salgın zamanlarda tuvaletlerin kireç kaymağı ile dezenfekte edilmesi, çiğ sebze ve meyvelerin yenmemesi, içme ve kullanma sularının mikroptan arındırılması sağlanmalıdır. Hasta ile yakın temasta bulunan kişilerin de kontrol altında tutulması gereklidir.

Virüs kökenli olan hepatit B ise her mevsimde ve her yaştaki kişilerde 21 günden 135 güne uzayan uzun bir kuluçka döneminden sonra görülür.

Hastalık daha çok kan, sterilize edilmemiş tıbbi aletler ve cinsel ilişki ile bulaşır. Hematoloji ile ilgili sağlık personelinde sıklıkla görülür.

Hastada hafif ateş, mide bağırsak bozuklukları, sarılık, karaciğer bölgesine dokununca ağrı ve koyu dışkı görülebilir. Kesin teşhis kan ve karaciğer fonksiyon testlerinden anlaşılır.

Hepatit B'nin tedavisi, hepatit A 'da olduğu gibidir. Hastalığın seyri hepatit A 'dan ağırdır ve ölümle sonuçlanabilir. Hasta tam iyileşinceye kadar doktor kontrolünde bulunmalıdır. Hastanın kendini iyi hissetmesi, iyileştiğini göstermez. Hastalığı tam iyileşmeyenler mikropların çevreye yayılmasında önemli rol oynarlar.

Hepatit, yeni doğan için ayrı bir önem taşır. Bu sebeple anne adaylarının doğumdan önce sarılık açısından da kan değerleri incelenmelidir.

Diğer önemli bir Hepatit hastalığı türü olan Hepatit C ise 1970'lerde bulunmuştur. Aslında daha öncesinde bilinen bu hastalığın adı konulamamıştı. Hepatit C virüsü sürekli mutasyona uğrayarak kendini yenilemektedir. Bu sebeple Hepatit A ve Hepatit B'de ki gibi koruyucu bir aşı geliştirilememektedir. Hepatit C olup olmadığımızı Anti HCV denilen bir test ile öğrenebiliriz. Hastalığın bugün için tedavisi yoktur ve Hepatit C'li hastaların çoğunda hastalık kronikleşir. Tamamen iyileşme görülen hasta sayısı çok azdır. Hastalığın tamamen iyileşmesi için vücuttaki kanın virüsten tamamen temizlenmesi gerekir. Bugün bile bu hastalığın tedavisi için arayışlar sürmektedir.

İlgili aramalar: hepatit nedir? hepatit hastalığı neden olur? hepatit nasıl bir hastalıktır?

9 Temmuz 2013 Salı

Pnömoni Nasıl Bir Hastalıktır?

PNÖMONİ NASIL BİR HASTALIKTIR?

Pnömoni, akciğer dokusunun veya alveollerin iltihaplanması sonucunda görülen durumdur. Virüsler veya bakteriler zatürreye sebep olur. Gelişmekte olan ülkelerdeki zatürrelerin nedeni daha çok bakterilerdir.

Ateş, öksürük, hızlı solunum, göğüste çekilme, solunum sırasında burun kanatlarında açılıp kapanma ve ileri vak'alarda morarma görülür. Virüslere bağlı zatürreler daha yavaş gelişirken, bakterilere bağlı zatürreler daha kısa sürede ve daha şiddetli gelişir. Bakterilerin neden olduğu zatürrelerde doktor kontrolünde tedavi uygulanır. Ağır durumlarda hastayı hastahaneye yatırmak gereklidir.

Zatürre, ülkemizde bebek ve beş yaş altı çocuk ölümlerinin en başta gelen nedenidir. Bu hastalıkta destekleyici tedavi çok önemlidir.

Hastanın yeterli sıvı almasına, protein değeri yüksek yiyeceklerle beslenmesine, oda ısısının çok yüksek veya çok düşük olmamasına, odanın sık sık havalandırılmasına ve belli oranda nemli olmasına, burun ve kulak temizliğine, rahat nefes alabilmesine, ilaçların doktor tavsiyesine göre verilmesine dikkat edilmelidir. Hastalık süresince yatak istirahati sağlanmalıdır, iyileştikten sonra çocuk muhakkak doktor kontrolünden geçirilmelidir.

Menenjit Nasıl Bir Hastalıktır?

Menenjit

Menenjit, bakteri ya da virüslerin neden olduğu beyin zarı iltihaplanmasıdır. Genellikle, daha başlangıçta hastanın durumu ağırdır. Kusma, ateş ve titreme nöbetleri, baş ağrısı ve ensede sertlik başlıca şikayetlerdir. Bebeklerde ise durum daha da tehlikelidir.

Yeni doğanda ve bebeklerde ölümlere daha çok sebep olur. Bebeklerde de kusma , havale, tiz sesle ağlama, düzensiz solunum ve sarılık görülür. Büyük bıngıldak (fontanel) kabarıktır. Kusma ve ishalin birlikte görülmesi hastalığın mikrobik ve ciddi olduğunu düşündürmeli ve doktor gözetimine alınmalıdır.

Hastalığın tam teşhisi büyük ve küçük çocuklarda beyin omurilik sıvısının incelenmesi ile olur. Klinik ve laboratuvar bulguları ve tam tedavi için doktor gözetiminde hatta hastahanede gözetim altında tutulmalıdır.

Hastalığın erken teşhisi çok önemlidir. Enseye dokunulduğunda refleks olarak bacakları çekme durumu ipucu verebilir. Bakterilerin neden olduğu menenjitte doktor kontrolünde tedavi yapılır. Hastaya, ishal ve kusma neticesinde kaybedilen suyun kazandırılması için bol su ve meyve suyu verilmelidir.

Menenjit sonrası yaşayan bazı hastalarda epilepsi, körlük, sağırlık ve zihin geriliği görülebilir. Bazı menenjitler bulaşıcı olduğu için hastanın tecrit edilmesi ve yakın temasta bulunan kişilerin de doktorun önerdiği antibiyotiği alması gerekir.

Meningokoksik menenjit daha çok 5 yaş altı çocuklarda ve gençlerde görülür.+2 °C kadar yükselen ateş ve mor-pembe deri döküntüleri, kas kasılmaları, kusma, ishal, şiddetli titreme ve ani çığlık atma görülebilir.

Erken teşhis çok önemlidir. Beyin omurilik sıvısının incelenmesi kesin teşhis için gereklidir. Tedavi,doktor kontrolünde yapılır. Hastanın sağlamlardan ayrılması ve yakın temasta bulunanların da gözetim altında bulunması gerekir. Menenjit aşısı olan bir hastalıktır. Farklı menenjit mikroplarına karşı geliştirilmiş bu aşıları kesinlikle ihmal etmeyerek çocuklarınızı aşılatınız.

İlgili aramalar: menenjit nedir? menenjit nasıl bir hastalıktır? menenjitin aşısı var mı?

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Mikrosefali Nedir?

MİKROSEFALİ

Bıngıldağın erken kapanması sonucunda oluşan küçük kafa, mikrosefali olarak adlandırılır. Nörogelişimsel bir bozukluktan kaynaklanır. Mikrosefali olgularda baş çevresi, yaşına ve cinsiyetine göre ortalama ölçülerin altında olur. Bu bozukluk doğuştan da olabilir hayatın ilk birkaç yılı içerisinde de oluşabilir. Gebelik süresinde meydana gelen anormal gelişimler doğacak bebeğin mikrosefali doğmasına neden olabilir. Bunlar akraba evliliği gibi genetik faktörlerden ya da çevresel nedenlerden kaynaklanır. Annede görülen enfeksiyon hastalıkları ya da gebelik süresince radyasyona maruz kalma da mikrosefali nedenleri arasındadır.

Kronik Hastalık Nedir?

KRONİK HASTALIK

Kronik kelimesi, sözlük olarak; müzmin, süreğen, devamlı gibi anlamlar taşır. Kronik hastalıklar denildiğinde ise kişinin hayatı boyunca üzerinde taşımak zorunda kaldığı hastalık türleri akla gelir. Kronik hastalıkların kesin tedavileri yoktur. Sadece geçici iyileşme sağlayan ya da hastalığın verdiği olumsuzlukları en aza indiren tedavi yöntemleri uygulanır.

7 Temmuz 2013 Pazar

Histeri Nasıl Bir Hastalıktır?

Histeri Nasıl Bir Hastalıktır?

Korku, sinir gerginliği, aşırı yorgunluk, terleme, çarpıntı, heyecan, bazen de ani ateş yükselmesi ile birlikte daha çok genç kadınlarda görülen bir hastalıktır. Bilinç kaybı yoktur. Ama gözler sıkıca kapatılmış durumdadır. Üst göz kapağı kaldırılmak istendiğinde histerili kişi direnç gösterir. Kol ve bacaklarda uyuşukluk vardır. Kol ve bacaklarının oynamadığını söyleyebilir.

Böyle bir durumda hastanın etrafındaki kalabalık dağıtılmalıdır. Histerili kişiye krize yol açan nedenle ilgili ikna edici sözler söylenerek rahatlaması sağlanmaya çalışılmalıdır. Hasta krizden sonra muhakkak doktora götürülmelidir.

İlgili aramalar: histeri nedir? histeri nasıl bir hastalıktır?

Sara Nasıl Bir Hastalıktır?

SARA NASIL BİR HASTALIKTIR?

Beyindeki elektrik faaliyetlerinin akışındaki düzensizliğe bağlı olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastada kol ve bacakların açılıp kapanması şeklinde kasılmalar olur. Hasta dilini ısırabilir. Vücut kasları 5-10 saniye kasılıp gevşer. Ağzından salya ve kan gelebilir. Hastanın bilinci kaybolduğundan olduğu yere düşer. Sara hastalarının sara hastası olduklarını belirten bir kartı yanında taşımaları ve yakın çevresini haberdar etmeleri iyi olur. Sara nöbeti geçiren hastada kart olması, ona doğru müdahale edilmesini sağlar ve bunun yanısıra yanlış müdahalelerden onu korumaya yardımcı olur.

Sara nöbeti geçiren birine yapılacak ilk yardım şu şekilde olmalıdır;

- Hastaya nöbet geldiği sırada hastanın yanında olanlar onun sert zemine düşmesini engellemeli, panik yaratmamalı ve etrafındaki kalabalığı dağıtmalıdır.

- Hasta yan yatırılmalı ve bir eli başının altına konup başı yan çevrilmelidir.

- Kramp ve kasılmaları birkaç dakikadan fazla sürerse acilen hastaneye kaldırılmalıdır.

- Şuuru gelinceye kadar hasta ile birlikte kalınmalıdır.

- Nöbet sonrasında hasta dinlendirilmelidir.

- Nöbet geçtikten sonra olanlar hastaya ve doktora anlatılmalıdır.

Bayılma Durumunda Ne Yapılır?

Bayılma durumunda yapılacak ilk yardım uygulamaları şunlardır:

- Bayılan kişinin etrafındaki kalabalık dağıtılmalı.

- Rahat soluk alması sağlanmalı.

- Ayakları yukarı kaldırılarak beyne giden kan miktarı artırılmalı.

- Kusma ihtimaline karşı yan yatırılmalı.

- Amonyak veya kolonya koklatılarak nefes alıp vermesi sağlanmalı.

- İhtiyaç halinde yapay solunum ve kalp masajı uygulanmalı.

- Baygınlık geçtikten sonra nedenleri araştırılmalı ve ona göre tedavi yapılmalıdır.

İlgili aramalar: bayılma durumunda ne yapılır? bayılan birine ne yapılır? bayılmada ilk yardım nasıl olmalıdır?

Bayılma Nedir? Bayılma Neden Olur?

BAYILMA

Bayılma, beynin oksijen azlığı ya da yokluğuna bağlı olarak bilincini kısa bir süre için kaybetmesidir. Bayılma sırasında geçici olarak solunum ve kan dolaşımı durabilir.

Dolaşım yetmezliği, tansiyon düşürücü ilaçların kullanılması, aşırı kan ya da sıvı kaybı, kalp ya da kalbe giden damarlara ilişkin problemler, oksijensiz kalma, aşırı kansızlık, beyin damarlarında daralma veya tıkanıklığa bağlı olarak bayılmalar görüldüğü gibi histeri gibi ruhsal nedenlere bağlı olarak da bayılma görülebilir.

Bayılmadan biraz önce kişi baş dönmesi, bulantı, kulaklarında uğultu, bulanık görme, göz kararması ve sıcaklık hisseder. Bu durumda oturmalı, bir süre yatarak dinlenmelidir. Bilinç kaybının göstergesi deri renginde solukluk, soğuk ter, hafif ve hızlı nabızdır. Bu sırada tansiyon düşer ve beyine yeterince oksijen iletilmez.

İlgili aramalar: bayılma nedir? bayılma neden olur? bayılmanın nedenleri nelerdir?

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Anomali Nedir?

ANOMALİ

Normalden farklı gelişim gösterme demektir (anormallik). Tıpta, vücuttaki kusur ve sakatlıklara anomali denir. Doğuştan gelen bir çok anomali türü mevcuttur. Bunlar hayatla bağdaşan ve hayatla bağdaşmayan olarak gruplandırılırlar. Hayatla bağdaşmayan anomalilerde sakatlık ve kusurlar bebeğin hayatını devam ettirmesine müsaade etmeyecek kadar ağır seyreder. Hayatla bağdaşan anomalili hastalar; ameliyat, ilaç tedavisi gibi yöntemlerle hayata kazandırılabilir. Bazı vakalar hayata kazandırılabilir fakat çeşitli derecelerde sakatlıklarla yaşamak zorunda kalabilmektedirler.

2 Temmuz 2013 Salı

Yoksunluk Nedir?

YOKSUNLUK

Bağımlılık yapan herhangi bir maddeye alışmış ya da tamamen bağımlı olan bir kişinin bu maddeden uzak durarak aniden madde alımını kesmesi ile ortaya çıkan psikolojik ve fiziksel belirtilerin tamamına yoksunluk denir. Yoksunluk krizleri bazen o kadar şiddetli olur ki bağımlılar kendilerine zarar verecek kadar ileriye gitmekten kaçınmazlar. Bu sebeple madde bağımlılığı tedavisi alan kişilerde madde bir kereden kesilmek yerine dozu azaltılarak kesilir ya da bazı ilaçlar yardımıyla bu maddenin etkisi ortadan kaldırılmaya çalışılır.

İlgili aramalar: uyuşturucu madde yoksunluğu nedir? yoksunluk ne demektir? yoksunluk krizi neden olur?

Skrotum Nedir?

SKROTUM (SCROTUM)

Erbezlerinin (testislerin) içinde bulunduğu penisin altında bulunan penisle birleşik keseye skrotum denir. Bu organ sadece erkeklerde bulunur. Deriden ve düz kaslı liflerden meydana gelir. İnce duvarlarla çevrilidir. Deriden emilen ilaçların en iyi emildiği yerlerden biridir.

Skrotum olmasa insanlar dahil bir çok canlı üreyemezdi ve biz bu yazıyı yazamazdık :) Skrotumun görevi testisleri muhafaza etmek ve spermlerin sıcaklığını dengelemektir. Sperm dediğimiz erkek üreme hücreleri, insan vücudunu sıcaklığında yaşamazlar. Bu nedenle anatomik olarak çok önemli bir yapı olan skrotum vardır. Soğuk havalarda sktorum büzüşür ve tersi olarak sıcak havalarda hacmi artar ve sarkar. Spermlerin içinde bulunduğu sıcaklığı koruyarak sperm sayısının azalması önlenmeye çalışılır. Normalde 34,4 santigrat derece olması gereken skrotum iç sıcaklığındaki 1-2 derecelik bir artış bile spermlerin sayısının azalmasına neden olur. Sperm sayısının az olduğu durumlarda üreme zorlaşır. Skrotum sadece spermleri değil testisi de korur. Testislerin sperm üretiminin yanısıra, erkeklik hormonu testesteron hormonunu salgılama gibi önemli bir görevi daha vardır. Testisler skrotumda oluşmazlar. Karın boşluğunda oluştuktan sonra doğuma doğru skrotuma inerler.

İlgili aramalar: skrotum nedir? scrotum ne demektir?

Skorbüt Nedir?

SKORBÜT (İSKORBÜT) C vitamini eksikliği durumunda ortaya çıkan hastalığa skorbüt denir. Hal arasında bu hastalığa diş eti çekilmesi de denilmektedir. Daha çok uzun süre vücudunun ihtiyacı kadar C vitamini alamayan çocuklarda görülmektedir. Hastalık kendisini yorgunluk, iştahsızlık, zayıflama, yaraların geç iyileşmesi, cilt kuruluğu, cilt çatlakları, diş etlerinde şişme ve kanama gibi belirtilerle gösterir. Eskiden uzun süre denizlerde kalan denizcilerde sık görülürdü. Vitamin haplarının henüz olmadığı, taze sebze ve meyvelerin uzun süre korunamadığı o yıllarda denizcilerin çoğu bu hastalığa yakalanırdı. Sonradan rom, taze misket limonu, turşu, sirke gibi erzakları yanlarına alarak bu hastalığın etkilerini azaltmayı başarmışlardır.

Hastalığa yakalanan çocukların vücut dirençleri düştüğü için enfeksiyon hastalıklarına yakalanma olasılığı artmaktadır. Bacaklarda ödeme neden olabilir. Küçük çocukların bu tür hastalıklara yakalanmasını önlemek için günde 4-5 çorba kaşığı kadar limon, portakal gibi turunçgillerin suyundan verilebilir. Böylece skorbüt hastalığına yakalanmanın önüne geçilmiş olur.

Skorbüt tedavi edilmesi gerek ciddi bir hastalıktır. Hastanın vücut dengeleri bozulur. Yetersiz beslenme, enfeksiyona yakalanma, böbrek yetmezliği gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilen hasta kaybedilebilir.

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Turnike Nedir? Turnike Nasıl Yapılır?

TURNİKE

Turnike kanamayı durdurmak için yapılan boğucu sargıdır. Sadece imkansızlıklar ve acil durumlar nedeniyle kanamayı durdurmak amacıyla yapılmalıdır. Büyük bir atardamar kesilmiş ya da kopmuşsa turnike uygulanmalıdır. Her kanamada kullanılacak bir yöntem değildir. Sadece kişinin hayatını kaybetmesine neden olabilecek büyüklükte bir kanamanın olduğu durumlarda uygulanmalıdır.

Turnike kanamanın olduğu yerin biraz üzerinde, yarayla temas etmeyecek şekilde yapılmalıdır.

Turnike gevşek yapılmamalıdır. Kanamayı durduracak yeterli sertlikte sargı yapılmalıdır.

Turnikenin vücutta kalma süresi oldukça önemlidir. Bu sebeple turnike yapıldıktan sonra turnike üzerine veya vücutta bir başka yere not bırakarak, turnikenin yapıldığı tarih ve saat mutlaka yazılmalıdır. Turnike en fazla 1-2 saat süre ile hastaya zarar vermeden kalabilir. Bu süre aşıldığında doku harabiyeti görülmeye başlar ve kişi ciddi zarar görebilir.

Turnike daha fazla alana baskı yapacak bir nesne ile yapılmalıdır. İp, tel gibi küçük bir alanda baskı yaparak damarlara ve dokulara zarar verebilecek nesnelerle yapılmamalıdır. Turnike için eni 5-6 cm'yi bulan kravat, kemer ya da uzun bir çorap kullanılabilir. Eğer mümkünse 2-3 defa ilgili bölge üzerinde tur attırıldıktan sonra araya turnike ağacı dediğimiz sıkıştırma çubuğu konulup üzerine tekrar sarılıp düğüm atılmalıdır. Sıkıştırma çubuğunu araya koymanın amacı turnikeyi pratik bir şekilde sıkıştırıp gevşetebilmektir. Sıkıştırma çubuğu çevrildiğinde turnike o bölgeye basınç yapacak, ters yönde çevrildiğinde ise gevşeyecektir. Turnike işlemi için özel olarak üretilmiş, aşağıdaki resimdeki gibi ilk yardım araçları mevcuttur.

turnike


Turnikeyi 20 dakikalık periyotlarla 5-10 saniye gevşetmek gerekir. Turnike 1 saatten fazla kalacaksa bu süre 10 dakikada bir olacak şekilde sıklaştırılmalıdır.

Turnike yapıldıktan sonra derhal uzman sağlık ekibi çağrılmalıdır. Kopan bir organ var ise bu da yaralı ile birlikte sağlık kurumuna götürülmelidir. Turnike ancak uzman ekip tarafından açılması gereken bir uygulamadır. Aksi taktirde ölümle sonuçlanabilecek kanamalara neden olabilir.

























İlgili aramalar: turnike nedir? turnike nasıl yapılır? turnike işlemi nasıl olur?

Rehabilitasyon Nedir?

REHABİLİTASYON

Kişide bulunan hastalığın ya da sakatlık durumunun, onun üzerindeki bedensel ve sosyal zararları asgariye indirmek ve yaşam kalitesini yükselterek topluma uyumunu artırmak amacıyla yapılan her türlü çalışmaya rehabilitasyon denir. Gerçek anlamda da rehabilitasyon sözcüğünün karşılığı; onarmak, tamir etmek gibi anlamlara gelir. Bu çalışmalar fiziksel yöntemler, psikolojik yöntemler ya da her ikisi birden uygulanarak kişiler rehabilite edilebilir. Rehabilitasyon çalışmaları günümüzde oldukça önem kazanmış ve çok çeşitli amaçlarla kullanılmaya başlamıştır.

İlgili aramalar: rehabilitasyon nedir?

Tıbbi Düşük (Tıbbi Nedenli Tahliye) Nedir?

TIBBİ DÜŞÜK

Gebenin ya da doğacak çocuğun sağlığını bozan ya da sağlığını bozabilecek, her ikisi açısından da hayati risk taşıyan durumu önlemek amacıyla ya da bu durumun etkisini ortadan kaldırmak amacıyla gebeliğin doktor tarafından sonlandırılması işlemidir. Tıbbi nedenli tahliye olarak da adlandırılır.

Ülkemizdeki mevcut yasalarla, anne karnındaki bebek, gebeliğin 10. haftasına kadar ailesinin isteği üzerine alınabilmektedir. Fakat 11. gebelik haftasından sonra, anne karnındaki bebek anne için hayati risk oluşturuyorsa ya da doğacak bebeğin ağır sakatlığı olacaksa, kadın hastalıkları uzmanın doktorunun ve ilgili daldan bir diğer doktorun hazırlayacağı gerekçeli rapor ile tıbbi nedenli tahliye gerçekleştirilir.

Adıyaman Çiğ Köftecisi Iğdır Telefon Numarası

04762271888 Iğdır Çiğ Köfte, Çiğ köfteci öz adıyaman çiğ köftesi, adıyaman çiğ köftecisi, lezzetli ve hesaplı Iğdır Çiğ Köfte